Derdim

 

Sensiz geçen bilmem kaçıncı günün bilmem kaçıncı saatindeyim.
Ne akan zamanın derdindeyim ne yakan güneşin.
Ne donduran kışın derdindeyim ne ağlatan şarkıların.
Derdim sensin, derdim sensizlik derdim mütemadiyen her ikisi.
Zaman zamansız bir şekilde akıp giderken, ipek saçlarının arasından kayıp giden ellerimi kıskanarak.
Yaz güneşi senin yerini almak istercesine bedenimi yakarken.
Hele kış, senin bir bakışınla dondurduğun yüreğimi dondurmak isterken.
Şarkılar, her ayrılıkta ağladığım gibi ağlatmak isterken beni.
Benim derdim;
Hem daha fazla odun atıp hem içinde yandığım, aşkının ateşi.
Derdim sensin derdim sensizlik derdim mütemadiyen her ikisi.
Sensiz geçen bilmem kaçıncı günün bilmem kaçıncı saatindeyim.
Tek bildiğim ateşini kendim yaktığım bir aşkın içindeyim.

Bir Gün İkimizden Biri Ölecek

Yağmurlu bir gün olacak,
çamurlu topraklar yapışacak ayaklarına.
Göz yaşların,  yağmur damlalarında kaybolacak.
Üşütme diye paltosunu veren de olmayacak.
Mezarımın başında bile ağlayamayacaksın,
öylece uzaktan ağlayacaksın.
Mezar taşıma dokunamamak,
üstümdeki toprağı avuçlayamamak yakacak içini.
Sonra yaşayamadıklarımız
gelecek aklına.
Bir fatiha okuyacaksın, hıçkıra hıçkıra
o bile soğutmayacak yüreğini.
Sen de ölmek isteyeceksin,
sonra biraz düşünüp zaten artık yaşamıyorum ki diyeceksin.
Çaresizce.
Çamurlu topraklar ayağına yapışa yapışa uzaklaşacaksın.
Meraklı gözler, kim ağlatır ki böyle bir güzeli diye bakacak.
Senin kendi kendini ağlattığını bilmeden.

Bir gün ikimizden biri ölecek,
yağmurlu bir günde.
Ve o ben olacağım sevgili,
senin için artık her gün yağmur yağacak.
Bir gün ikimizden biri ölecek,
kalanın vay haline.